cereyan

[cereya:n]
阿́ is.
1. (水、气、电)流, 流动: su \cereyanı 水流 hava \cereyanı 气流elektrik \cereyanı 电流 Bu kablodan cereyan geçebilir, sakın dokunma. 这根线可能有电, 别动!Pencerenin önünde oturma, cereyandan üşütebilirsin. 别坐在窗前, 会吹着凉的。
2. 进展, 发展: İşi kendi cereyanına bırakalım. 我们任此事顺其自然吧。
3. 转́ 潮流
◇ \cereyan çarpmak 使触电, 电击 \cereyan etmek 发生, 进行: geçen yıl \cereyan eden olaylar 去年发生的事件 \cereyan eden müzakere 正在进行的谈判 okulumuzda \cereyan etmiş olan hâdise 在我校发生的事件 Kongre sert bir hava içinde cereyan etti. 会议是在紧张的气氛中进行的。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • cereyan — is., Ar. cereyān 1) Bir yöne doğru akma, akış, akıntı Köprünün parmaklığına dayandı, gözlerini Haliç in kapkara sularına, bu suların cereyanına kaptırdı. E. E. Talu 2) Bir şeyin gelişme, olma durumu En iyisi zorlamamak, işi tabii cereyanına… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cereyân — (A.) [ نﺎیﺮﺝ ] 1. akış. 2. oluş. 3. akım. ♦ cereyân etmek olmak, gerçekleşmek …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • CEREYÂN — Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürûr. Vuku, vâki olma. * Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket. Bu hareket; dinî, fikrî veya siyasî hareketler gibi birbirlerinden farklı sahalarda… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • cereyan etmek — geçmek, olmak, yapılmak Düzbel de cereyan eden meydan muharebesini İkinci Kılıç Arslan kazandı. Y. K. Beyatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cereyan çarpmak — elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CEREYÂN-I HEVÂ — Hava akımı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • TECRÎ — (Cereyan. dan) Cereyan ediyor, akıyor, gidiyor …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • aklımak — cereyan ve seylan ve seyl etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akım — is. 1) Akma işi 2) fiz. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan Gecenin hummalı sessizliği kulaklarında yüksek voltajlı bir elektrik akımı gibi vınlıyordu. A. İlhan Hava akımı. 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akıntı — is. 1) Akma işi Musluğun akıntısı bir türlü kesilemedi. 2) Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan Bataklıklardan kurtulduktan sonra, akıntıyı takip ederek bir köye giriyordum. Ö. Seyfettin 3) Eğiklik, eğim,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • amil — is., Ar. ˁāmil Etken, etmen, sebep, faktör Acaba bu cereyan ne gibi tarihî amillerin tesiriyle doğdu. F. Köprülü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.